Komünist Mazdoor Kissan Partisi – Röportaj

Aşağıda Devrimci Hareket’in (DH) Pakistan’da bulunan Komünist Mazdoor Kissan Partisi (CMKP) (Komünist İşçi Köylü Partisi) ile yapmış olduğu röportaj bulunmaktadır.

DH: Bize kısaca CMKP’nin tarihini anlatır mısınız?

CMKP: Sajjad Zaheer’in başkanlığındaki Pakistan Komünist Partisi (CPP) 1948 yılında kuruldu. 1951 yılında ordu içindeki anti-emperyalist ve devrimci subayların hükümeti devirme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması, CPP üyelerinin katledilmesine neden oldu. Bu olay “Rawalpindi Komplosu Olayı” olarak bilinir. Sonuç olarak bu olay 1954’de parti ve bazı demokratik kurumların çalışmalarının yasaklanmasına yol açtı. Örnek olarak: Demokratik Öğrenciler Federasyonu, İlerici Yazarlar Hareketi (Başkanlığını 1962 yılında Pablo Neruda ile birlikte Lenin Barış Ödülünü alan Ahmed Faiz yapmaktaydı), Demiryolu İşçileri Sendikası (Başkanlığını devrimci sendikacı Mirza İbrahim yapmaktaydı), İlerici Gazeteler (Mian Iftikharuddin tarafından kurulan İngilizce ve Urdu dilinde yayımlanan gazeteler)… CPP ve tüm devrimci hareket yeraltına çekilmek zorunda kaldı.

CPP, kitlesel bir taban oluşturmak için Maulana Bhashani başkanlığındaki antiemperyalist, Ulusal Awami Partisi (NAP) içerisinde çalışmalarına başladı. NAP, 1957’de solcu ve bölgesel ulusalcıların bir araya geldikleri bir oluşumdu.1960’lı yıllarda CPP, işçi ve köylü kitle örgütlerinin desteğini kazandı.

Çin-Sovyet kutuplaşması Pakistan devrimci hareketinin ikiye bölünmesine neden oldu. “Maocular”, 1970 yılında Ishak Muhammed önderliğinde Sovyet revizyonizmini eleştirerek Mazdoor Kissan Partisi’ni (MKP) (İşçi Köylü Partisi) kurdular. MKP kısa süre içerisinde Hashtnagar Vadisi’nde feodalizme karşı gerilla mücadelesi başlattı. Hashtnagar’daki mücadele yaklaşık 200 mil kare alanı kurtarılmış bölge haline getirdi ve Pakistan genelinde irili-ufaklı birçok harekete esin kaynağı oldu. Pakistan Komünist Partisi, Baluchistan’ın Patfeeder bölgesinde bir köylü direnişi başlattı ve ayrıca şehirlerde geniş kitle tabanına sahip militan işçi sendikalarının kontrolünü ele geçirdi. 1970’ler Pakistan tarihinde devrimci mücadelenin ivmesinin yükseldiği dönemlerdi. İşçiler ve köylüler, içlerinde işçi sınıfının güçlü olduğu kimi büyük alanların kontrolünü kazandılar.

1977 yılında ABD destekli, karşı devrimci “Marshall Yasası” bütün ülkede ilan edildi ve neredeyse tüm devrimci önderlikler yakalanıp hapse atıldı. MKP’nin genel sekreteri İshak Muhammed hücreye kapatıldı ve her türlü uzlaşmayı reddetti.1982 yılında henüz 62 yaşında iken tutsaklığın zor koşullarından kaynaklanan hastalığına yenik düştü. Ölümünün ardından halkçı, devrimci, köylü lideri Ghulam Nabi Kalu partinin başına geçti.

1980’lerde MKP ve CPP Ziya Ul Hag’ın teokratik diktatörlüğüne karşı cesaret ve yiğitlikle savaştı.Yüzlerce militanı tutuklandı, işkencelerden geçirildi ama diktatörlüğün otoritesine boyun eğmediler.

Sovyetler Birliği’nin dağılması Pakistan solunda derin bir etki yarattı. Çok sayıda oportünist grup Marksizm-Leninizm’i ve devrimci hareketi terk etti. Bu bir ideolojik yalpalama, bulanıklık, kaçış ve uluslar arası tecrit dönemiydi. Bu zor tarihsel kesitte Pakistan Komünist Partisi ve Mazdoor Kissan Partisi komünizm bayrağını yükseltmek için bir araya geldiler. 1994’te iki parti de eleştiri ve özeleştiri verdiler. CPP’deki yoldaşlar, Sovyet revizyonizminin etkileri konusundaki kusurlarından dolayı eleştireldiler. MKP’li yoldaşlar ise Sovyetler Birliği’ni sosyal-emperyalist olarak nitelendirmeleri konusunda eleştireldiler. İki parti de tarihi bir birlik oluşturarak Komünist Mazdoor Kissan Partisi’ni (CMKP) (Komünist İşçi Köylü Partisi) kurdular.

54 yıllık mücadele tarihinde CMKP Marksizm-Leninizm yolundan asla taviz vermedi ve en kötü koşullarda bile komünizmin ilkelerini savunmaya devam etti. Dünya 21.yy’da ilerlerken biz aydınlık,sosyalist bir gelecek için coşku ve umut doluyuz.

DH: Kısaca Pakistan’ın ve ülkenizdeki devrimci mücadelenin güncel durumunu anlatır mısınız?

CMKP: Ülkemizde yönetim Ekim 1999’dan bugüne bir kez daha ordunun denetimine girmiştir. İnsanlarımızın önemli bir çoğunluğu, laik düşünce sahibi insanlar ve ilerici insanlar orduyu desteklemiş ve onlarla işbirliğine girişmiştir. Çünkü onlar, Müşerref ve yönetimini “laikliği” savunan bir kişi olarak benimsiyorlar. Böylece Müşerref’in emperyalizmin dalkavukluğu görevine de göz yumuyorlar. Bu gelişmeler ülkemizde devrimcilerin daha çok emek harcamasını ve daha az insanla aynı düşünceleri paylaştığı bir dönemi getirdi. Bulunduğumuz süreçte, gericilerin yaptıkları anti-komünist ideoloji de çok hızlı bir gelişme sağladı. Bu olumsuz koşullara rağmen Marksizm-Leninizm bayrağını yükseltmeye devam ediyoruz.

DH: Son günlerdeki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

CMKP: Son günlerdeki aktivitelerimiz, işçi sınıfına ait direnişleri desteklemek ve işçi sınıfı içerisinde destek ve insan kazanmaya ilişkindir. Örneğin, sendikaların özelleştirmelere karşı yapmış oldukları eylemler, topraksız işçilerin toprak reformu için yaptıkları eylemler ve diğer emekçi kesime ait olan eylemleri destekliyor ve gücümüz oranında katılım gösteriyoruz. Partimizi tanıtmak için broşürler dağıtıyor, yürüyüşlere ve dayanışma etkinliklerine katılıyoruz.

DH: Müşerref yönetimine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

CMKP: Bizler Müşerref yönetimini emperyalistlerin bir kuklası ve Amerikan emperyalizminin dünyayı köleleştirme çabalarının sonucu olan savaşların suç ortağı olarak görüyoruz. Her kim bu yönetimin politikalarını destekliyor ise onu da bu suçların ortağı olarak kabul ediyoruz. Bırakalım komünist olmayı kendine demokratım diyen biri bile bu yönetimi destekleyemez.

DH: Müşerref yönetiminin Nepal hükümetine yaptığı destek ve yardımlar üzerine düşüncelerinizi nelerdir?

CMKP: Pakistan ordusu var olduğu günden beri özellikle İslam dünyasında olmak üzere karşı-devrimci tüm örgütlenmelere her türlü desteği sunan bir güçtür.Bu yüzden olanaklarını ve gücünü emperyalizmin tam denetimine vermeleri bizi hiçbir zaman şaşırtmadı, bugün de Nepal Devrimi’ni yok etmeye çalışan emperyalizmin suçuna ortak olmak istemesi geçmişte yaptıklarından farklı değildir. Bizler enternasyonalist görevimiz üzerine Güney Asya’daki tüm devrime gebe ülkelere Pakistan ordusu tarafından yapılacak her türlü saldırı, yönetimlerine destek vb. karşı duruyor ve bu durumlara karşı mücadele ediyoruz.

DH: Müşerref yönetiminin ABD ile olan ilişkileri üzerine düşünceleriniz nelerdir?

CMKP: Emperyalizmin paralı askeri haline gelmiş bir yönetim hakkında kim ne düşünebilir ki? Bizler sadece böyle bir yönetimin iktidarı almasını önlemek için daha fazla çaba harcayamadığımız için üzüntü duyuyoruz.

DH: Yönetimin size karşı ne türden saldırıları var?

CMKP: Yönetim sürekli olarak bizi gözlemlemekte ve zaman zaman gücümüzü azaltmak için çalışmalar yapmaktadır. Örneğin, 2002 yılında polis ile aramızda büyük bir silahlı çatışma olduğu ileri sürüldü. Fakat gerçekte yönetimin bugünkü güçlü durumu (fiziksel açıdan) karşısında bizim silahlı bir eylem yapacak gücümüz bulunmamaktadır. Bugünlerde büyük gerginlikler mevcut değildir fakat partimiz güçlendikçe,doğası gereği dinamikler bugünkünden farklı olacaktır.

DH: Silahlı mücadele üzerine düşünceleriniz nelerdir? Silahlı mücadeleyi savunuyor musunuz?

CMKP: Ordu ülkenin tüm yönetimine egemendir. En başından beri halkın yönetime hiçbir alanda demokratik katılımı söz konusu değildir. Halkın kendini savunacağı, derdini anlatacağı, yönetime katılım göstereceği hiçbir açık kapı bulunmamaktadır. Bizimki gibi otokratik ve diktatörlük niteliği taşıyan bir yönetim hiçbir şekilde salt parlamenter çalışmalarla dönüştürülemez. Bu koşullarda silahlı mücadele olmaksızın toplum biçimini değiştirme düşüncesi tamamı ile bir ütopyadır.

DH: Sosyalist Pakistan’a giden yolu birkaç kelime ile özetler misiniz?

CMKP: Pakistan halkı sosyalizm için kendi özgün yolunu çizmek zorundadır. Diğer devrimlerden öğrenmek, dersler çıkarmak zorundayız fakat son tahlilde ülkemizin kendi özgün koşulları devrimi belirleyecektir. Bu yol tüm hatları ile şimdiden belirlenemez, koşulların gelişimi doğrultusunda teorimizde gelişecektir. Gelişim ise halkımızın mücadelesi ve direnişi ile gerçekleşecektir.

DH: Türkiye’deki yoldaşlarınıza söylemek istedikleriniz nelerdir?

CMKP: Güçlü ve korkusuz olun! Sizler yeni sosyalist dünyanın öncülerisiniz. Tarihin size vermiş olduğu onurlu görevinizi yerine getirin ve komünizmin devrimci bayrağını yükseltin.

DH: Güzel sohbetiniz için teşekkür ederiz.

CMKP: Bize böylesi güzel bir fırsat sunduğunuz için biz size teşekkür ediyoruz.