Eğitimde Kıyafet Zorunluluğunun Kaldırılmasının Arka Planı

Şu sıralar ülke gündemini meşgul eden konulardan biri de 4+4+4’lük eğitim sisteminden sonra eğitimde kılık kıyafet zorunluluğunun ortadan kaldırılmasıdır. İlk başta bakıldığında “ne güzel çocuklar, gençler cıvıl cıvıl, rengarenk, kendi sevdikleri elbiselerle okullarına gidecek” diyen çok fazla insan olduğunu görüyoruz.

Tek tipleşmeye karşı değil miyiz? Ne iyi oldu da kalktı. Neyine itiraz ediyorsunuz?”, diyenler de mevcut.

Aslına bakılırsa toplumda oluşturulan bu algı, sistemin yönlendirme araçlarının ne kadar güçlü olduğunun da göstergesi. AKP’nin iktidarı boyunca en büyük başarısı halkın yaşam alanlarını, halka alkışlattırarak sınırlamasıdır. Suni gündemlerle meşgul edilen/uyuşturulan kitlelerin hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığının farkına varması engelleniyor. AKP, hükümette olduğu günden bu yana mevcut faşist yapının kurumlarını hedef gösterirken sürekli halkın demokrasi özlemini/ihtiyacını sömürüyor. Böylelikle kurumları ele geçirirken devletin faşist niteliğini de güncellemiş oluyor. Bugünün faşizmi, doğrudan kitleyi karşısına almak yerine zamana yayarak, uyuşturarak, alıştırarak, parçalayarak teslim alıyor. Ne yazık olguların özünden çok biçimini öne çıkaran bakış açısı, AKP’nin değirmenine su taşımaya neden oluyor. Bu bağlamda kimi “sol” çevrelerin bu yolda aşama katettiğini söylemek ise yanlış olmayacaktır.

Kontrgerilla tasfiye oluyor düşüncesiyle Ergenekon Davası’ndan medet umanlar, 12 Eylül Yargılaması’ndan düzenin demokratikleşmesini bekleyenler, doğaldır ki toplumun devrimci, demokrat tüm kesimlerinin cezaevlerine neden doldurulduğunu anlamlandıramıyor. Yine aynı bakış açısı, AKP’nin bugün neden liberal “sol” çevrelere ihtiyacı kalmadığını da anlamaktan yoksundur. Bundan dolayı birçok köşe yazarı Başbakan’ın yürüttüğü politikayı agresifliğiyle açıklayarak “ayıp”lamaktadır.

Bugün halen “askeri vesayet/kışla mantığı-sivillik” tartışması sürmekte/sürdürülmektedir. Bu suni ikilem AKP’ye, kılcallarına kadar güncellemek istediği faşizmi sözde demokratiklik maskesi altına gizleme imkânı sağlıyor. Okullarda önlük ve üniformaların kaldırılmasının gerçek nedeni de bu ikilemin örtüsü altında gizleniyor. Bilindiği gibi yapılan her hamle, daha önce yapılan hamlelerle ilişkilidir. Uygulanan politikanın devamıdır.

Dolayısıyla bugün kılık kıyafet zorunluluğunun kaldırılmasını, daha önce eğitimde neler yaşandığıyla birlikte incelemek gerekmektedir.

4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİ, EĞİTİMDE YIKIMDIR

Yeni eğitim sistemine baktığımızda iki nokta dikkatimizi çekmektedir.

Birincisi eğitimden kapitalizmin iktisadi beklentileridir. Eğitim ticarileşirken öğrenci kitlesi içindeki sınıfsal ayrım keskinleşmektedir. Öğrenci kitlesinin iki yönü açığa çıkmaktadır. Bunlar “müşteri” öğrenci ve “ucuz iş gücü” öğrencidir. Bu iki yönün ağırlığı ekonomik gelir durumuna ve okunan okula göre değişmektedir. Örneğin özel okulda “müşteri” yönü ağır basarken, meslek lisesinde “ucuz iş gücü” öne çıkmaktadır. Tabii ki halkın gelir durumu düşünüldüğünde kalitesi düşük devlet okullarında yığılmalar olduğu/olacağı aşikârdır. Emperyalist tekellerin de iştahını Türkiye’nin on milyonlarla anılan gençlik kitlesinin ucuz işgücü imkânı kabartmaktadır. Gençlik kapitalizm denen makineye eklemlenecek ucuz yollu, kullanılmamış (sıfır) makineler olarak görülmektedir. Öğrenci, eğitim denen tezgâhta kapitalizmin ihtiyacına göre yetiştirilmeli.

Gereken teknik bilgiyi edinmelidir.

Eğitim sistemindeki ikinci nokta ise eğitimin ideolojik yönüdür. Bilindiği gibi kapitalizmde eğitim; sistemi, itiraz etmeden, hergün yeniden üretecek vatandaşın oluşturulmaya çalışıldığı süreçtir. Sorgulamayan, eleştirmeyen, itaat eden örnek vatandaşlar kapitalizmin sigortasıdır. Bu nedenle Türkiye’de eğitimin içeriği 50’lerden bu yana Türk-islam sentezlidir demek yanlış olmayacaktır.

12 Eylül sonrası emperyalizm tarafından Türkiye’de AKP’yi doğuracak sürecin taşları örülmüş, 2000’li yılların başında AKP, emperyalizmin bölgedeki ihtiyaçları çerçevesinde, ılımlı islami bir model olarak başa getirilmiştir. Türkiye’de edinilen başarı sonrasında AKP üzerinden bölge ülkelerin sisteme entegrasyonuna girişilmiştir. Radikal İslami hareketler ılımlılaştırılarak/AKP’lileştirilerek sistem içi kanallara yönlendirilmeye başlanmış, bölgede kapitalist ilişkilerin dokuya derinlemesine nüfuz edeceği bir ortam yaratılmıştır. Böylelikle bugün bu ülkelerde varolan feodal yapıların çözülmesiyle açığa çıkacak olan sınıfsal farkların, sınıf hareketine/bilincine dönüşmemesi için cemaat/tarikat vb yapılar devreye sokulmaktadır. Bu ilk olarak AKP ile Türkiye’de denendi ve “başarı” sağladı. Bir yandan sınıf hareketi ve sendikal hareket tasfiye edilirken, diğer yandan konumu sarsılan, mülksüzleşen, yoksullaşan halk kitlelerinde tepkinin açığa çıkması, oluşturulan cemaat/tarikat ilişkileriyle belli oranda engellendi. İşte bu nedenle eğitimin içeriğinin gericileşmesi bir ihtiyaç haline geldi. Emperyalizmle girilen ilişkiler eğitimde gerici-dinci yönü ağır basan Türk-İslam sentezli bir ideolojik yapıyı gerekli kıldı.

KIYAFET ZORUNLULUĞU KALKIYOR TEK TİP YAŞAM GELİYOR

Bugün eğitimin parçalanarak imam hatiplerin orta kısımlarının açılmasının arkasında geliştirilmek istenen cemaat ilişkileri yatmaktadır. Eğitimin içeriği de, kırıntı düzeyinde kalan bilimsel öğelerin törpülenerek yok edilmesi sonucu bütünüyle gericileşmiş ve bu da yetmezmiş gibi “peygamberin hayatı”, “kur’an öğreniyoruz”, “ahlak ve değer” gibi dersler müfredata girmiştir. Eğitim yılının açılışıyla birlikte 4+4+4 eğitim sisteminin yarattığı kaos ortamında, geçtiğimiz günlerde gündeme gelen okullarda kıyafet zorunluluğunun kaldırılması, eğitimi bütünüyle bir yıkıma doğru götürmektedir.

Bugün kılık kıyafet zorunluluğu kalktığında okulların tek tipleştirici torna etkisi kalkmış olmayacak, aksine yeni bir tek tipleşme sürecinin basamakları örüldükçe eskisini aratacaktır. “Sivil” kıyafetle cemaat vb kurumların giyim, kuşam ve yaşam tarzı okullara bütünüyle girecek. Kız öğrenciler başlarını bağlayacak ve bağlamayanlar üzerinde baskı oluşturulacaktır. Kıyafet serbestîsi geliyor söylemi bir aldatmacadır. Daha şimdiden kız öğrencilerin giyimlerine ilişkin kısıtlamalar dillendirilmeye başlanmıştır. Etek boyundan kol boyuna kadar kısıtlamalar gelmektedir. Böylelikle ya asimilasyon ya da ötekileştirme sonucu ortaya çıkacaktır. Asıl yapılmak istenen budur. Bunun yanında tabii ki “sivil” giyim geldiğinde sınıf farkı daha belirgin olacaktır. Bu durum çocukların pedagojik gelişimi için sakıncalıdır. AKP “tek tip kıyafet” jargonunu çarpıtma/propaganda amaçlı kullanmaktadır. Şuan her okul kendi üniformasını seçebilmektedir. Üniforma doğru kullanıldığında çocuğun okula aidiyet duygusunu da geliştirmektedir. Eğitimde en ileri noktada olan, dünya üzerinde fırsat eşitliğinin en gelişkin olduğu Küba’da bile çocukların okul üniformaları vardır. Ancak tüm bunlara rağmen sivil kıyafete itiraz noktası sadece, pedagojik gelişimi olumsuz etkilemesi noktasına daraltılmamalıdır. Zaten sınıf farkı sadece kıyafetle değil her yanıyla hissedilmektedir.

Baskın olanın daha baskın hale getirilmek istenmesine karşı çıkılmalıdır. Cemaat ilişkileri toplumda arttıkça bütünüyle bir tek tipleşmenin önü açılacaktır. Bu süreç örgütlü bir tek tipleşmeye maya işlevi taşıdığı için çok tehlikelidir. Okullarda kıyafet zorunluluğunun kalkmasının yerini tek tip yaşam tarzı dolduracaktır.

Bu gidişat tek başına eğitim emekçilerinin çabasıyla durdurulamaz. Tek başına velilerin çabası da yeterli değildir. Eğitimde yaşanan bu sorun tamamıyla toplumun demokratikleşmesiyle ilgilidir. Demokrasiye ihtiyaç duyan tüm toplum kesimlerinin ortak refleksiyle bertaraf edilebilir. “ Kürt halkının benim dinle bir sorunum yok” deme şansı yoktur. Çünkü burada mesele din değildir. Bir toplumun geleceğinin karartılmasıdır. Toplumda aşağılanan, ezilen, şiddete uğrayan kadınları doğrudan etkilemektedir. Alevilerin, gayrimüslimlerin yeni katliamlarla muhatap edilmelerinin ön provaları okullarda yapılır hale gelecektir. Eğitimde yaşanan bu saldırı, işçilerin, emekçilerin, köylülerin söz ve karar hakkı mücadelesine doğrudan müdahaledir. Bu nedenle tüm bu sorunların özneleri bir elin parmakları gibi bir araya gelip yumruk olabilmelidir. Bir an önce yıldızıyla buluşup halkın demokrasi özlemini gidermelidir. Yarın çok geç olabilir.

EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI TEK YOL DEVRİM

4 ARALIK 2012

DEVRİMCİ HAREKET